17 Kasım 2009 Salı

SEÇİMİN "DÖRT" TARAFI

2010 yılının ilk ayı içerisinde yapılacak olan seçimde 4 taraf olacağını düşünüyorum.Seçime katılımın yaklaşık 10.500 civarında olacağını tahmin ediyorum.Özellikle altını çiziyorum, 4 aday değil. 4 Taraf. Nedir bu taraflar,kısaca değinmek istiyorum,kendi gözlem ve öngörülerime göre.

1.TARAF:-------------Kayıtsız şartsız ,Yıldırım Demirören Sempatizanları. Kim bunlar ?Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Ben ,çok küçük,çok masum bir zümre hariç,Yıldırım Demirören'in seçim kazanmasını isteyebilecek bir Beşiktaşlı olabileceğine inanmıyorum.Bahsettiğim kişileri de istisna olarak değerlendiriyorum.Kim ister Demirören'in devam etmesini ? Bir şekilde , kulüple organik bağı,ilişkisi olan ve bu ilişkisinin bozulmasını istemeyenler ! Bu tarafın oy sayısı, tahminlerime göre, 3000-3500 civarlarında olacak.

2.TARAF:------------15 Ekim'de adaylığını kulüpte açıklayarak, " Beşiktaş'ın sorunu para değil zihniyet" tir diye giriş yapan,adaylığını erken açıklamasını "kararsız seçmene bir umut vermek" olarak açıklayan,ve adaylığını açıkladığı tarihten,en azından bugüne kadar kararlı ve şu ana kadar kimsenin itiraz edemeyeceği bir liste sunan,( ki henüz sadece 2 aday açıkladı, 3.nün Emre Berkin olacağı kulislerde konuşuluyor.henüz bu konuda karar vermek için erken) Murat Aksu ve ekibi. Min oylarını ben 3500 olarak öngörüyorum.Çıkabilecek diğer adaylara göre bu sayı değişecektir.

3.TARAF:-------------Yıldırım Demirören'i istemiyor gibi gözükürken, alternatfin de Murat Aksu olmasından dolayı rahatsızlık duyan,ama bu rahatsızlığın temel sebebi olarak da Murat Aksu ve ekibinin yetersiz olduğunu/olacağını düşünmekten çok,kişisel bir takım hırs,ihtiras, çekememezlik,hazımsızlık, ego gibi dürtülerden dolayı sürekli bir arayış içindeolan,kararsız, o mu çıksın, bunu mu çıkaralım, yok o olmaz, bunu itelim düşüncesinde olan günün büyük bir bölümünü kulis yaparak geçiren ,bir taraf. En tehlikeli olarak ben bu tarafı görüyorum. 1.Taraf'tan da tehlikeli görüyorum hatta.Çünkü 1.tarafın ne olduğu belli en azından.Tehlikeden de kastım şu, daha doğrusu korkum şu:Kişisel hırs,nefret,çekememezlik,ego gibi insani tepki ve dürtülerinBEŞİKTAŞ çıkarlarının önüne geçmesi ! Bu dizginlenebilirse bir tehlike olmaz.Ama, kişisel gözlemim dizginlenemeyeceği yönünde.Tahmini oy oranları: 1500 civarlarında olur diye düşünüyorum.Karar veremezlerse,bu tarafın oylarının % 90'ı 1. Taraf'a kayar diye düşünüyorum

4.TARAF--------------Masumane bir şekilde 2.Taraf'ı belirsizlik olarak gören,tanımayan,güvenmeyen,yetersiz olacaklarını düşünen bir taraf. 1.Taraf'ı kesinlikle istemiyorlar,ancak 2.Taraf'la ilgili de ciddi şüpheleri var.Tahmini oy sayısı: 1000-1500 civarlarında. Bu tarafta oyun yönünü, 2.Taraf'ın seçime kadarki programı belirleyecek diye düşünüyorum.Ve tabi,eğer karar verebilirlerse 3.Taraf'ın çıkaracağı aday. Benim öngörüm,tahminim, bu taraftan yaklaşık % 60-70 civarında oyun 2.Tarafa gideceği.-------------

-----Kim kazanırsa kazansın,ama BEŞİKTAŞ KAYBETMESİN...!Beşiktaş'ın çıkarlarının,kişisel çıkarların üzerinde tutulacağı bir seçim olmasını diliyorum.

02 Eylül 2009 Çarşamba

EĞRİ OTUR,EĞRİ KONUŞ SERGEN YALÇIN !


---Beşiktaş`ın 8 milyon euro bonservis ücreti ödeyerek Gaziantepspor`dan transfer ettiği Rodrigo Tabata hakkında her gün ilginç yorumlar yapılıyor medyada. Bunlardan biri de dün gece Ntv Spor`da yayınlanan Video Lig programında Sergen Yalçın tarafından yapıldı. Beşiktaş`ın efsane futbolcusu Sergen, programın sunucusu Ercan Taner`in "Tabata Beşiktaş`a ne getirir" sorusuna "Tabata, Beşiktaş`a ancak baklava getirir" yorumunu yapınca Mehmet Demirkol ve Ercan Taner kahkalara boğuldu.---


O koltukta oturup ahkâm kesebiliyorsan,bunu BEŞİKTAŞ sayesinde yapabiliyorsun.

Ben, veya herhangi bir Beşiktaş Genel Kurul üyesi taraftar, Tabata transferini maddi olarak eleştirme hakkına sahip olabiliriz.

Beni (bizi), bu forumu okuyan Beşiktaşlılar takip ederken ,senin ekranlarda şebeklik yapıp,sevimli olacağım diye ettiğin bir söz ile Beşiktaş küçük düşüyor.

Üstelik sen bu kulübün maaş alan profesyonelisin !

Belki Hüseyin kızacak bana, yine mi yönetime bağladın bu konuyu diye ama bağlamak zorundayım. Kulüp başsız olduğu için, maymun edeni de çok oluyor.


Bence başka bir açıklaması da yok. Yazık !Taraftarın birliği ve beraberliğinde sıkıntı yok sayın başkan ! Ben veya herhangi bir Beşiktaşlı,Tabata transferini eleştirir ama karşısına dikilip


--- Ehuheheheheh ,Nasıl verdiniz lan Tabata'ya 8 Milyon Euro diye yavşak yavşak sırıtan bir rakip takım taraftarına

-- Guiza gibi bir baltaya verdiğiniz 15’i, Topuz a verdiğiniz 9 milyon euroyu götünüzden çıkarın önce ..Size ne lan bizim verdiğimiz paradan ?Bizim 8 verdiğimiz Tabata, sizin 15 verdiğiniz Guizadan daha çok gol attı geçen sene diyerek paket yapıp karşısındakini göndermesini de bilir !

Birlik ve beraberliği yanlış yerde arıyorsunuz yani !
Maaş verdiğiniz adamları adam edin önce bizi değil !


19AU03

01 Eylül 2009 Salı

ESKİ AMA,ÇOK ESKİ DEĞİL...

1978 yılının Kadıköy'ünde ünlü Salı pazarı objektiflere işte böyle yansımış.

Fotoğrafta Haliç Köprüsü'nü Boğaziçi Köprüsü'ne bağlayan Mecidiköy-Gayrettepe arasında 1974 yılındaki inşaat çalışmaları görülüyor.
Fotoğrafta bugün çok katlı binaların, metro istasyonunun yer aldığı Şirinevler'in karşısındaki Ataköy 7. ve 8. kısımların bulunduğu 1985 yılında çekilmiş fotoğraf görülüyor...


Fotoğrafta 1983 yılında aniden bastıran yağmurun fotoğrafı yer alıyor...


Fotoğrafta Unkapanı'nın eski görüntüsü yer alıyor...


Fotoğrafta İstanbulluların 1979 yılında Haydarpaşa önlerinde Yunan Bandıralı gemiyle çarpışan Independenta tankerinin yanışını seyretmesi görülüyor...

Fotoğrafta 1975 yılındaki Perşembe Pazarı görülüyor...

1976 yılının İstanbul'unda Beyazıt'taki trafik çilesi...

Fotoğrafta 1974'te inşa edilen Aksaray üst geçidi ve civarı görülüyor.

1970'lerin İstanbul'unun Taksim Meydanı
Yıl: 1985; sur dibine kurulan işporta tezgahları Sultanhamam'ı aratmıyor. Anadolu'dan ve Trakya'dan gelen gelip gidenlerin ilk ve son durağının altın yılları.

Bu fotoğraf 1979'da çekildi. Bir zamanların balık deposu "altın boynuz"un Haliç'in kirlenme sürecinde can çekişip ağladığı yıllar.

Halin kıyısı sanki sebze tarlası.. Yıl 1975 Eminönü – Unkapanı arası...

1975 kışında Kadıköy'den Karaköy'e geçen yolcular işyerlerine ulaşmaya çalışıyor.
1986'daki aylar süren yıkım ve yapılan çalışmaların ardından ortaya bugünkü Tarlabaşı Bulvarı çıktı. O günlerin Tarlabaşı Caddesi...
İstanbul dericiliğinin merkezi ve bugün bile hala o korkunç kokusuyla hatırlanan bir zamanların "Tabakhaneler semti" Kazlıçeşme'den bir fotoğraf...
1975 yılının Kadıköy Örnektepe'sinde mahalleli bir kova su için saç saça baş başa birbirine girdi.


Adı Ölüm virajı olan Zeytinburnu'nda araçların sık sık denize uçtuğu yerlerden biri...

1974 mayısının Salacak sahilleri... Koyunları güden bir çoban ve 007 James Bond, Sean Connery...



















19 Ağustos 2009 Çarşamba

SPK'YA TABİ OLMAK NE DEMEKTİR ?

Linki aşağıda, Referans gazetesinde kulüplerimizin halka arz modelleri ile ilgili güzel bir yazı
yayınlandı. Herkesin okumasını ve sevgili dostum Yakup Öztürk'ün konu ile ilgili yorumuna da göz atmanızı şiddetle öneririm.

Sn.Yakup Öztürk'ün konu ile ilgili yorumu :
Link'teki haber aslında bilinen bir şey ve bizler her seferinde "neden sadece BJK transferi tüm detaylarıyla borsaya bildiriryor?" diye sorduğumuz sorunun da cevabı.Daha önce burada bilgilendirme yapmıştım. Yine tekrarlamak gerekirse;FB'nin borsaya açılma şekli hepimizin uzun yıllar önce tanıştığı gelir ortaklığı senedi gibi bir metod. FB hisse alan her yatırımcıya her yıl yaklaşık %25 kar payı dağıtmayı taahhüt ediyor. Giderlerden de bağımsız olduğundan ve sadece gelire dayalı olduğundan hep kar edecek ve aslında 4-5 yıl içinde halka arzdan elde ettiği geliri kar payı olarak dağıtmış ve 0 (sıfır) gelir elde etmiş olacak.Bu haberde vurgulanan bu.
FB halka arzdan elde ettiği gelirin tamamını bu yıl vereceği kar payı ile birlikte geri ödemiş oluyor. Bundan sonra eksi yazacak.GS'de benzer bir durumda.Şimdi borsada ki hisse fiyatına bakıp 1 Milyar USD gibi bir piyasa değeri çıkarıyorlar ya FB için. İşte tam bir fiyasko bu. Çünkü rakam SANAL...
FB camiası da bu sanal rakamlar dünyasında hayallerle yaşayıp kendilerini Dünyanın en zengin kulübü zannediyorlar.Daha ilginci ise, medya da birazcık araştırsalar öğrenecekleri gerçekleri pas geçip, bu sanal rakamlarla yarattıkları Republic Of FB ütopyası yaratan yazarlar. Buradan vergi işine gelirsek; TC Maliye Bakanlığı bir çok kuruma gösterdiği hassasiyeti bu kulüplere de göstermeli ve hesapları, rakamları kuruşuna kadar incelemelidir. Şerefli Türk Maliyesi bunu es geçemez diye düşünüyorum.
BJK' ye gelince; hem halka açılma, hem de mali işler mevzuatları açısından yine şanına yakışanı yapmıştır. Çağdaş kulüpler gibi IMKB'ye kotedir ve hesapları bağımsız kuruluşlarca denetlenmektedir.Maliye Bakanlığını göreve çağırıcı yayınlar yapmalıyız.
Yakup Öztürk

17 Ağustos 2009 Pazartesi

KABIZ

Evet,tam anlamıyla teşhis bu... Bu takım kabız !
Aslında,yıllardır böyle. Yeni bir teşhis de değil. Tekniği zayıf,sevişmekten ziyade savaşmayı seven futbolculardan kurulu bir takım Beşiktaş. Bana bıkkınlık geldi artık İbrahim Üzülmez'i
birileriyle boğuşurken ve yere düşerken izlemekten.

Anadolu takımlarıyla yapılan maçlar kazanılır,bu oyun disipliniyle,ama derbilerde geçen seneden çok farklı bir tablo olacağını tahmin etmiyorum açıkçası.
Bu Beşiktaş,bu sene şampiyon da olabilir ,ama keyif verecek bir futbol oynayabilir mi,bol gollü galibiyetler izlettirebilir mi, pek sanmıyorum.

Gerçi bu kadar olumsuz paragrafta,maçı düdük darbeleriyle zırt pırt durduran,hakemlikten nasibini almamış ama hakemlik yapanların payı da az değil.

Beşiktaş,sanki enden boydan yirmişer metre daraltılmış bir sahada top oynuyor gibi geliyor izlerken, gs ve fb'nin oynadığı sahalar daha bir geniş sanki !

Böyle düşündürten tek gerçek,Beşiktaş'ın oyunu sürekli sıkıştıran ayakları ve ilerde top tutamayan forvetleri. Orta sahada,oyunu çekip çevirecek bir ayak da olmayınca (her ne kadar dünyada modası geçse de,Türkiye için şart ) ıkınmaktan yorgun düşüyor takım.

Bu gece neyi beğendim ? Ferrari,70'den sonra Tello ve Oyun disiplini.

O kadar.

14 Ağustos 2009 Cuma

ANKETİN SÖYLEDİKLERİ


Anketten satırbaşları...
Öncelikle oy kullanan herkese çok teşekkür ediyor ve bu oylamanın bir çok tartışılan konuya ışık tuttuğunu söyleyebiliyorum.
Parantez açarak şunu da belirtmek istiyorum ki;Fenerbahçe ve GS'nin kontenjan boşaltmadan bir yabancı transfer hakları daha olduğunu söylemekte fayda var.
Yaklaşık 200 kişinin oylamasına göre,sonuçlar ve satırbaşları şöyle..
1) Beşiktaş taraftarı kalede Rüştü'ye güveniyor. %61 oy oranı ciddi bir oran,Volkan ve Leo Franco gibi iki rakibe göre
2) Sağ Bek'te Gökhan Gönül'ün tartışılmaz bir üstünlüğü var.Anketin en tartışmasız mevkisi burası oldu.% 81 oy aldı Gökhan
3) Sol Bek,terciki beni mutlu eden bir tercih oldu. Taraftarın verdiği mesaj açık. Köybaşı'na güveniyoruz,bundan sonra transferi planlarken, sol bek'e yabancı düşünmeyin, bu çocuk oynasın dendi. %64 oy aldı İsmail.
4) İki stoper için de tercih Sivok ve Ferrari'den yana kullanıldı.Ama kadro yazıldığında,yabancı kontenjanından dolayı, bu ikiliden birini kesip Servet yazılabilir.
5) Göbek ikili için Ernst ve Alex açık ara yaptılar.
6) Orta sol için Arda'nın ciddi bir üstünlüğü var. Ardaya en yakın futbolcu ise Tello.Arda %62 oy aldı.
7) Orta sağ için Holosko'nun aldığı oy oranı beni şaşırttı açıkçası. %65 ile bu bölgenin en çok tercih edilen futbolcusu oldu.Ne Nihat,Ne Elano,Ne Kewell,Ne Deivid. Bence en çarpıcı sonuç bu mevki.
8) Forvet,açık ara Baros-Bobo, plase Guiza ve plase plase Nihat olarak şekillendi.
------------- Rüştü -------------
----Gökhan G-- Ferrari-- Sivok --- Köybaşı --
Holosko -- Ernst -- Alex --- Arda -------------
----------Baros --- Bobo -----------------
( 7 yabancı var. En yerli koyulabilir mevki ise stoper, ya da ortanın sağı )
Sonuç olarak,benim yorumum şu:
- Beşiktaş taraftarı ideal ilk 11'ine 6 Beşiktaşlı koyuyorsa,tartışılacak bir şey yok demektir. Takıma güven duyulduğu açıktır
- Beşiktaşlı koymadığı mevkiler ise ,Beşiktaşlı'nın eksik gördüğü mevkilerdir.Kısaca, bir Alex pozisyonu,bir Arda pozisyonu, bir forvet pozisyonu Beşiktaşlı için eksik bölgelerdir.
- Rakiplerimizin yaptığı yıldız transferler, kulübelerini zenginleştirmiştir.Bunun saha içine etkisi sezon boyunca gözlemlenecektir.Bu anlamda zayıf kaldığımız açıktır.
- Beşiktaşlı'nın eksik olarak değerlendirdiği mevkilere,yabancı transferi yapılacaksa, iyi yerliler mutlaka takıma kazandırılmalıdır. Örnek olarak Gs'nin izlediği politika.
- BJK taraftarı, GS'nin yere göre sığdıralamayan transferlerine itibar etmemektedir.Gökhan Gönül ve Arda'nın objektif bir şekilde hakkını aldığı ankette Elano ve Keita'nın esamesi okunmamıştır.
- Bir de Bobo, gitti gider. Bir mevki daha boşalmıştır. Transfer bitince, 1 Eylül'de bir anket daha yaparız artık :)
Teşekkürler tekrar.

04 Ağustos 2009 Salı

PLANLI-YORUM
















Beşiktaş'ın elindeki yabancıları :
Sivok (2012), Ferrari (2013), Ernst (2011), Fink (2012), Tello (2011),Bobo (2010),Holosko (2010), Delgado (2011)
Beyin jimnastiği yapalım.Şu anda yabancı sayımız 8

Delgadoyu dondurduk, ya da fesh ettik diyelim,bir adam aldık,adı her ne olursa olsun.
Yine 8 olacak. (Aslında,sonradan buzlarını çözecek olan Delgado'yu da hesaba katarsak 9)
Mevcut dizilişe göre (genel olarak) Bobo ve Holosko'dan biri dışarıda kalırken yanlarına eklenecek ikinci adam kuvvetle muhtemel Tello olacak.Çünkü Delgado'nun yerine gelecek olan adamın kesmesi gereken adam Tello aslında !
2010'da, yani bu sezon sonunda BOBO ve HOLOSKO'nun sözleşmeleri bitecek.
Ne yapacaklar çok merak ediyorum ?
Bedavaya gidecekler mi ?
Bir talipleri çıkıp onlara teklifte bulunan olacak mı?
Sezon ortasında sözleşme yenileyip, 7'ye düşecek olan kontenjanı yeniden şişirecekler mi ?
Ben olsam, çok da 3 'e 5'e bakmadan, ikisini de elden çıkarır,(hatta Delgado ile birlikte üçünü),
ciddi bir temizliğe gider, sonrada takıma cidden sınıf atlattıracak yabancıları kovalardım.
(Yabancı kontenjanı yeniden şekillenecek mi bilmiyorum,ama artmayıp azalacağı kesin)
Örnek mi: Lukas PODOLSKI,Köln gibi bir takıma gitti, 10 Milyon Avro karşılığı.
Bu zamana kadar,sokağa atılan paralarla,çok çok klas bir takım kurulabilirdi.
Aslında bu geçtiğimiz senelerde yapılmalı ve bu sene CL'den gelecek parayla da finanse
edilmeliydi ama dün yazdığım sebeplerden dolayı bu tren kaçtı.
Madem,seçtiğiniz yol borçlanmak, en azından bu yolda doğru adımlar atın.
Şahsen,benim babamın 2 Milyar USD Serveti olsa, bu işlere de kafam basmasa böyle yapardım.
Elano, 7 mi ? Hiç basında 5 de olur mu diye bir haber okudunuz mu ? Adam gidiyor,alıyor,geliyor. Yapıyorsa da önceden yapıyor pazarlığını, Haldun Bey'de paketi alıp geliyor.
Biz de çenesine vurmuş yöneticiler var. Bir zamanlar Fenerbahçe'de bombacı Erol User vardı.
70'li jenarasyon hatırlar.Aynı o bizimkiler.
Van der Vaart örnek..12 mi ? Uzatmayıp alıp geleceksin,araya yerli menajer(simsar) koymadan.
O kadar.

2009-2010 BEŞİKTAŞ,Hakem ve Kart Raporu

İstanbul Büyükşehir Belediye-BEŞİKTAŞ 1-1
Hakem: Tolga Özkalfa

Sarı Kart: Sivok
Gol: Fink

BEŞİKTAŞ-Antalyaspor 2-0
Hakem: İlker Meral
Sarı Kart: Erhan
Goller: Holosko,Tello

Gençlerbirliği -BEŞİKTAŞ 0-0
Hakem: Koray Gencerler
Sarı Kart: Sivok,Uğur
Goller: -

BEŞİKTAŞ- Gaziantepspor 0-0
Hakem: Deniz Çoban
Sarı Kart: Fink
Goller: -