LUCE'YE YAKIŞTI

Dün gece, Kadiköy'de tanıklık etmiş olduğum tarihi final ile ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum. İlk söylemem gereken, hak edenin kupayı kaldırmış olduğudur. Tebrikler Luce ve Shakhtar. Madde madde sıralayacak olursak:

1) Şöyle bir maçı,Turkcell Super(!) Lig'de maç yöneten bir hakem ve futbol oynayan futbolcular ile izleyip,surat ifadelerini gözlemlemek isterdim. Faule maruz kalan yerden kalkıyor,kafası önde gidiyor, hakemin kararını beğenmeyen en fazla suratını ekşitiyor dönüyor gidiyor,herkes birbirine saygılı,futbolcu futbolculuğunun,hakem hakemliğinin,taraftar taraftarlığının farkında.

2) Tribünler ve taraftarlar olarak bakıldığında aynı "aşmış" lık onlar içinde geçerli. Keyif almaya geldikleri belli. Eğleniyorlar. Oynanan oyunun adı "UEFA Finali",ama bakıldığında tribündeki gerilim, plaj futbolu kıvamında.Kaybeden kazananı alkışlıyor,kazananın kaybedene karşı en ufak bir saygısızlık ve saldırısı yok,sözlü ya da fiziksel.Pazar günü yaşayacağımız gerilimden önce böyle bir detoksa ihtiyacım vardı :)

3) Saraçoğlu'na yeni haliyle,ikinci gidişim.Gerçekten seyir ve akustik olarak Avrupai bir stad olduğunu söyleyebilirim. Bu değerlendirmem tamamen stadın içi için. Stad dışı düzensizlikleri,stadın içindeki güzellikleri gölgeliyor. Beşiktaş'ın da,kesinlikle ve kesinlikle stadını yıkmadan, aynı Fenerbahçe modelinde olduğu gibi,parça parça yıkarak,maçlar oynanırken,stadını modernize etmesi en doğru model.Bu konuda herkese, sevgili dostum Serhan Arcan'ın medyaspor.com'da yapmış olduğu "Sakın Yıkma Beşiktaş" analizini okumasını tavsiye ediyorum.. http://www.medyaspor.com/v02/SpecialReport.aspx?ReportID=39

4) Saha içine gelecek olursak; Werder'in Diego'nun eksikliğini fazlasıyla hissettiğini düşünüyorum. Oyun kurup,baskı yaratamadılar Shakhtar üzerinde. Shakhtar,klasik bir Luce takımı. Herkesin yeri ve görevi belli. Ve bu görevi belli olan adamların hepsi özenle seçilmiş.
8 Numaraları Jadson, çok etkili. 2005'de Paranaense'den transfer edilmiş.Her atağa ayağını değdirdi,her topu olumlu kullandı ve kupayı getiren gol de ona nasip oldu. Luis Adriano,Luce'nin Ukrayna'daki Pascal'ı.Kaleye sırtı dönük ya da yüzü dönük çok rahat top alıp,çok hızlı kat edebilen bir oyuncu. Keza,Hırvat milli Srna, bir bek ve kanat oyuncusunun nasıl olması gerektiğinin en güzel örneği.

5) Dünkü final bir kez daha gösterdi ki; planlı bir transfer politikası ve bir oyun planı olan disiplinli bir hoca ile UEFA kupası kesinlikle ulaşılması çok zor bir hedef değil. Tabi bunu planlayacak,zeka ve bilgiye sahip ekipler tarafından yönetilmesi gerekiyor kulüplerin.Esen rüzgara göre yön değiştirmemesi,yaprak gibi sallanmaması gerekiyor.Beşiktaş özelinden gidecek olursak, vasat futbolcu'dan, yeterli-kaliteli futbolcu seviyesine geçiş yapılması gerekiyor.Bakalım,olası bir yakın şampiyonluk, bu şansı Beşiktaş'a verecek mi?Artık bir hedef koyarak, (örnek 2014) bu hedefe odaklanılmalı diyeceğim ama UEFA'nın yeni formatı ile önümüzdeki yıldan itibaren bu hedef de daha zor bir hedef haline gelecek.

Kısaca yeni format da şöyle olacak (2009-2012)

Eleme maçlarından gelecek 48 takım ,4 takımlı 12 gruba ayrılacak,
Maçlar iç ve dış saha deplasmanlı olarak oynanacak (şu andaki gibi değil)
Gruplarında ilk iki sırayı alan 24 takım, CL'den gelecek 8 takımla birleşerek 32 takım olarak
eleme usulü maçlarıyla finale kadar ilerlemeye çalışacak.

6) Hani hep deriz ya, "yapacaksın 10 yıllık anlaşma" diye, belli teknik direktörler için. İşte Lucescu,tam bu formata uygun bir hoca. Ama arkasında, mutlaka aklı başında bir yönetim kurulu ve başkan olmalı. Bunun olmadığı haldeki durumu Türkiye'de çok yakın zamanda yaşadık.Özetle, o tren kaçtı.

7) Artık UEFA finaline noktayı koyup, Pazar günkü Turkcell Super(!) Lig finaline odaklanma zamanı. Tekrar,tebrikler Luce ve Shakhtar.

Saygılarımla,

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PLANLA-MA !

PLANLI-YORUM

AZİZ YILDIRIM'DAN RİCA & KADER ANI