KÜLTÜR



Beşiktaş'ta senelerdir olmasını hayal ettiğim tek bir şey var. O da : KÜLTÜR

Futbol takımı için de geçerli, basketbol takımı için de geçerli,hatta tüm

branşlar için geçerli.


Bir oyun kültürü,bir transfer kültürü,bir altyapı kültürü bahsettiğim şey.

Teknik adama,başkana,yöneticiye,taraftara endeksli olmayan,kim giderse gitsin,

kalması gereken tek şeyin bu "Kültür" olduğuna inanıyorum.


Hocanı seçerken de, futbolcu seçerken de,basketbol takımına koç seçerken de

ayrılmaman gereken bir düstur olduğunu düşünüyorum.


Örnek; Şuster ile ilgili yapılan eleştirilerde,birisi çıkıp şöyle bir şey derse,

ben saygı duyarım ve tek bir kelime etmem.


" Hocanın iyisi, elindeki kadrodan maksimum verim alabilen hocadır. Şuster,Reykart,

Aragones,Del Bosque, hazır takım hocalarıdır. Bu adamlar ile Türkiye'de özellikle

büyük kulüplerde kısa vadede başarıya ulaşmak çok çok zordur. Çünkü bu adamlar ellerinde, oyunun kırılma anlarını kendi lehlerine çevirecek futbolcular varken

başarılı olabilen adamlardır. Kafalarında belli bir oyun planı vardır, ve ondan

taviz vermeden onu oynatmaya çalışırlar "


Evet böyle bir cümleye saygım sonsuzdur.


Ama çıkıp da ;


" Be Allahın ukalası, senin oynattığın çizgi savunmanın arkasına,sürekli adam

kaçıyor. Senin yüzünden rakip forvetler sürekli kalecimiz ile burun buruna geliyor.

Sen de hoca mısın ?" derse birisi. Böyle bir yaklaşımın saygı duyulacak bir yanı yoktur. Gülerim acı acı.


Kültür bu noktada çok önemli işte. Sen Beşiktaş olarak, ne istediğini, ne hedeflediğini

bileceksin. Nasıl bir futbol oynamak istiyorsun ? Ne gibi hedeflerin var ?

Bu futbolu oynamak için doğru hocayla mı anlaştın ? Bu futbolu oynamak için doğru

transferler yapıyor musun ve bir transfer planın var mı ?


Bunu bilirsen,kendinden eminsen, işte o zaman gerçek anlamda hocanın arkasında da

durabilirsin, onun kendisini anlatmasına da yardımcı olur, hocanı " 60'ların futbolu"

telegol seviyesizliği tartışmalarının da dışına çekmiş olursun.


Bu kültür, hocan Şuster veya herhangi bir yabancı da olsa, yerli bir hoca da olsa,

senin en büyük yardımcın ve kılavuzun olur.


Bizde, hatta Türk takımlarında olmayan şey bu işte. Biz zannediyoruz ki,

Reykart gelecek, Pep Guardiola gelecek, Avrupa şampiyonu Aragones gelecek,Real Madrid hocası Del Bosque, Schuster gelecek, biz de almadık kupa bırakmayacağız !


İddia ediyorum, bugün Guardiola üç büyüklerden birinin başında olsun,max 6 ayda kovulur !

Dünyanın en başarılı takımının hocası, dünyanın her kulübünde başarılı olur gibi

sonuçlar çıkarılabilecek bir şey değil futbol.


İşte bu kültür olmayınca, bu sefer başlıyoruz bu adamları, "çizgi savunma,servet,fatih tekke"

sığlığında değerlendirmeye.


++++++++++++++++++


Bize göre, Şuster bilmiyor , savunmaya dört tane çakılı (2 bek +2 stoper-kaleden max 20 metre uzaklaşacak) önlerine de 2 önlibero koymayı.Akıl edemiyor bunu. Böyle, yapmadığı için de " hoca değil lan bu !" yaftasını yiyor ve nazarımızda oturuyor aşağı.


Değer Kaptan ,geçtiğimiz ay çok güzel bir yazı yazdı ,Şuster'in de törpülemesi veya içinde

yaşadığı toplumun bir takım değerlerine göstermesi gereken saygı ile alakalı.


Bir takım yapıcı eleştirilere açık olması ile ilgili. Çok güzel saptamalar vardı.Kapa parantez.


Bu adam, bir şey yapmak istiyor. Diyor ki, benim ileri uçtaki adamım ile en gerideki adamım

arasında max 35-40 metre olmalı. Benim stoperim de,orta saha adamım da ,forvetim de buna göre pozisyon alıp oynamalı diyor kabaca. Bunu yapmaya,yaptırmaya,öğretmeye çalışırken de,

gerek bu ülkeyi tanımamaktan kaynaklı, gerek kadrodaki oyuncu yapısının uygunsuzluğundan kaynaklı,bazen kendi formsuzluğundan kaynaklı sektelere uğruyor ve puan kayıpları yaşıyor. Yaşayacak da...


Bu arada parantez açıyorum, "Şuster akıllandı !, artık daha kontrollü oynatıyor " görüşlerine

külliyen katılmıyorum. Bobo, Queresma ve Nihat gibi ofansif oyuncuların yokluğunda,daha defansif tandanslı oyuncuları tercih etmek zorunda kalması, artı oyuncuların, Şuster'in kafasındakileri anlamaları ve saha içine daha efektif yansıtmaları sonucu bir illüzyon mevcut şu anda "Pozisyon vermeyelim" düşüncesinde olan dostlar, kısa vadede, Quaresma ve Bobo iyileşmesinler diye dua etsinler bence :) Ben şimdiden uyarımı yapayım.:)



++++++++++++++++++



Ben bu takımın,devre arasında yapacağı takviyeler ve iyi bir sezon sonu planlaması ile

önümüzdeki sene çok daha oturmuş ve Şuster'in kafasındaki takım olabileceğine inanıyorum.


Tabiki şöyle bir görüş de var;


" Abi, oynatsın şu anda elindeki mevcut adamlara göre, biz Karabükten,Antalyadan,Belediye'den

kötü takım mıyız ? "


Tabiki değiliz. Ama işte o zaman da yukarıda yazdıklarıma dönmem gerekiyor ve o zaman hocanı

Şuster olarak seçmeyip başka bir kültüre yönelmelisin diyorum camia olarak.


Bu adam o tavizi vermeyecek ! Verecek olsa, dün maça Ali Kuçik ile değil Fatih Tekke ile başlardı !


Bu adamdan , o tavizi ve sinekten yağ çıkarma operasyonunu beklemeyeceksin.


Ertuğrul Sağlam ile devam etmelisin, ya da Değer Kaptan'ın yazdığı gibi, sinekten yağ çıkarabilen

hoca formatına geçmelisin gibi. ( Lucescu,Zico,Rasim Kara )


Bir kültürümüzün olması gerekiyor. Şuster gittikten sonra ( inşallah kovma şeklinde olmaz ),

Mehmet Özdilek olmaz mesela. Bu, sen ne istediğini bilmiyorsun demek !


Çünkü adım gibi biliyorum, Mehmet Özdilek de kovulup Barcelona'dan ayrılan Guardiola gelir,

3-5 yıl sonra. Sadece Beşiktaş olarak da düşünmeyin, Aykut kovulup Guardiola, Hagi kovulup


Tugay Kerimoğlu da olabilir. Bir fark yok.


+++++++++++++++++++


Bu bilince varan, bu kültürü oturtan takımın önümüzdeki on yıla damga vuracağını düşünüyorum.


Ve bugün o önümüzdeki on yılın ilk günü !; yarın da olabilir, öbür gün de...

Ama daha geç olmasın.



Barcelona bugün oynadığı, ve hepimizin "bu ne lannn" şapşallığında ve hayranlığında izlediğimiz oyunun temellerini, 20-25 yıl önce attı. Daha yakına gelecek olursak, Camp Nou'da tribünlerin beyaz mendil salladığı yıllar,sadece 7-8 yıl uzağımızda.


Artık, "bu sene dublin'e gideriz" sığ hedeflerinden kurtulup, gerçek hedeflere yönelmeliyiz.

Dublin'e Mublin'e gidemeyiz bu sene !


Artık, Barcelona,Real Madrid gibi olmayı unutup, Lyon gibi,Porto gibi olmayı planlamamız

gerekiyor. Dortmund gibi yapılanmayı planlamamız gerekiyor.


Ben Beşiktaş'ı bunları gerçekleştirebilme ihtimali olduğu için seviyorum.


Saygılarımla,

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PLANLA-MA !

PLANLI-YORUM

AZİZ YILDIRIM'DAN RİCA & KADER ANI